Tarihçe

Kuruluş öncesi: 1930 lu ve kısmende 1940 lı yıllarda ,Kütahyamız’dan yüksek öğrenim yapmağa gidenlerin sayısı iki elin parmakları kadardı denilebilir.Esasen o yıllarda ; İstanbulda darül fünun iken İstanbul Üniversitesi ismini alan bu değerli kurumdan başka kuruluşta yoktu.Cumhuriyetin kabul ve ilanından sonra fakulteleri peyderpey tamamlanmak suretiyle Ankara Üniversitesi kuruldu.Bu konuda bir örnek vermek gerekirse Ankara Hukuk Fakültesini gösterebilirim.Cumhuriyet kurulmuş çeşitli devrimler arasında hukuk devrimide yapılarak yeni,yeni yasalar kabul edilmiş ama memlekette bunları uygulayabilecek düzeyde hukukçular yoktu.Bu itibarla Ankara Hukuk Fakültesi kuruluyor ve yeterli lise (idadi) mezunu öğrenci bulamadıkları için ortaokul (sultani) mezunları alınarak yetiştirilip memleketin hakim ve savcı ihtiyacı karşılanıyordu.Bu ortam içerisinde Kütahya’dan yüksek tahsil yapabilenlerin sayısı çok azdı,esasen o tarihlerde memleketin yüksek tahsil ihtiyacına cevap veren tek kuruluşda yukarıda değindiğim gibi İstanbul Üniversitesi idi.Cumhuriyetten sonra Ankara Üniversitesi kuruldu.Memleketin genel ekonomik durumu ve ulaşım zorlukları karşısında herkes yüksek tahsil yapma imkanı bulamıyordu.Buna rağmen bu konuda devamlı çalışmalarda yapılıyordu.

Bunlardan en ciddi ve önemli olan ,benim lise çağında bulunduğum 1940 lı yıllarda faaliyet gösteren ‘OKUTMA DERNEĞİ’ dir. Şimdi maalesef hiçbiri hayatta olmayan memleketimizin sevilen ve sayılan isimlerinden öğretmen Cemil Tuğcuoğlu,öğretmen Ziya Örnek ve veteriner Hüsnü Kişioğlu gibi değerli büyüklerimizin başında bulunduğu bu dernek o günün imkanları çerçevesinde ,orta öğretim ve üniversitede okuyan gençlere maddi ve manevi katkılarda bulunuyordu.

30 Ağustos İlkokulu karşısında ,saray sinemasına çıkan yolun köşesinde yani şimdiki Halk Bankasının karşısında yıkılarak yola katılan ahşap binanın zemin katında 50 metrekare civarında bir yeri olan dernek bu yeri hem merkez hem lokal olarak kullanıyordu.O dönemin üniversite öğrencileri ile lise öğrencileri bu lokalde buluşup birbirlerinden çok şey öğrenirlerdi. Bu yıllarda yani 1948-49 öğrenim döneminde arkadaşım Zeki Özker ile İstanbula gittik.O yıllarda İstanbulda bir yakının veya tanıdığın yoksa kimse senin elinden tutup sana yardımcı olmuyordu.Bu hengame içerisinde İstanbula indik,bütün sıkıntılara rağmen ,sorup öğrenerek İstanbul Hukuk Fakültesine kaydolunduk.O zaman daha önce kaydolup okuyanlarla birlikte hukuk fakültesinde 8-10 kişi kadardık.İstanbul Üniversitesinin diğer fakültelerinde okuyanlarla birlikte toplam Kütahya’lı sayısı 50 civarında idi.O zaman İstanbul ,bugünki İstanbula nazaran çok küçük ve sade bir yapıya sahip olmasına rağmen her birimiz ne yapacağımızı bilmez bir durumda sağa sola dağıldık.Ben acıbademdeki ablamın evine yerleştim.Zeki Özker yenikapıdaki Kadırga öğrenci yurduna girdi.Velhasıl herkes kendine bir yer edinerek Büyükşehir potası içinde eriyip gitti,eriyip gitti dİyorum çünki,hemşehrilerimizle bir araya gelebilmek bir yana aylarca birbirimizi göremediğimiz oluyordu.Ancak fakulte yahut yurt beraberliğinin bir araya getirdiği 3-5 kişilik guruplar oluşabiliyordu.

Zaman, zaman bütün öğrenci hemşehrilerimizi bir araya getirecek toplantılar yapmayı düşünüyorduk ama daha ileri gidip böyle bir toplantıyı gerçekleştirme imkanı bulamıyorduk.Bu durum ben ve arkadaşım Zeki Özker’in hukuk fakultesi son sınıfında okuduğumuz 1951 yılına kadar sürdü.1951 yılında bizi harekete geçiren iki gelişme oldu.Birincisi yukarıda kısmen değindiğim gibi İstanbula gelen mahdut sayıdaki arkadaşımızın her biri kendi başının çaresine bakmış,kimi bir akrabasına ,kimileri çeşitli yüksek öğrenim yurtlarına girmiş ,kimileride 2-3 kişilik guruplar halinde bir ev tutmuştu.Yurtlardaki arkadaşların dışında kalanlar yemek sorunlarınıda kendileri hallediyor,hem kendileri bulundukları yerlerde bütçelerine uygun yemekler hazırlıyor,bazende Sultanahmet köftecisi, ,Beyazitte akiş lokantası ,Nazımın yeri gibi talebelere hizmet veren yerlerde bu ihtiyaçlarını gideriyorlardı. 1951 yılı zanederim Eylül ayında bir gün ben, Zeki Özker ve bir arkadaşımız daha 3 kişi Erzurum yurdunda o gün onların köfteli kebaplarının verileceğini duyarak oraya gittik,bir masaya oturarak garsona siparişimizi verdik,ancak bizden sonra gelenlere servis yapıldığı halde bize yemek getirilmiyordu.Nihayet garson çocuğa kardeşim biz burada bekliyoruz,bizden sonra gelenlere servis yapıyorsunuz dediğimizde;arkadaş onlar Erzurumlu ,Erzurumluların servisi bittikten sonra yemek artarsa size o zaman vereceğiz dedi.Çok ağırımıza giden bu muamele karşısında ,yemek yemeden yurttan ayrıldık.Bu olay birçok ilin yurdu var bizim Kütahyamız’ında bir yurdu neden olmasın,mutlaka bizde yurt açalım diye bir karar vermemizi sağladı.İkincisi;şu anda İstanbulda Dayıoğlu hukuk bürosu sahibi olan Emetli hemşehrimiz avukat Cevdet Dayıoğlu hukuk fakültesine kaydolunmuştu. Galatasaray Lisesi mezunu olan bu arkadaşımız, fakültedeki hemşehrileri ile tanışıp görüşmek isteyerek , ilk olarak ben ve Zeki Özker ile temas kurdu.Önce hukuktaki arkadaşlarımızla ,Marmara öğrenci lokalinde bir araya geldik,daha sonra Cevdet Dayıoğlunun Fatih Camii yakınındaki evinde toplantılar yaptık.Halka genişleyerek diğer fakültelerdeki Kütahyalıların da katılımı ile 40-50 kişiye ulaştık.Yaptığımız toplantılarda yurt yaptırabilmek için bir dernek kurmak ve gelir temini içinde bir gece tertiplemek hususunda fikir birliğine varmıştık.Ancak dernek kurmak içinde para gerekli idi.Bu sebeple mütevazi talebe bütçelerimizden herkes bir miktar para ortaya koydu ama,toplanan miktarla bir sonuca varılamayacağını anlayarak herkesin parasını iade ettik.Bu toplantılar meyanında bir taraftanda İstanbulda bulunan büyüklerimizin ,hemşehrilerimizin isim ve adreslerini topluyorduk.Dernek için yapılacak harcamaları tesbit ettiğimiz büyüklerimizden istemeğe karar verdik ve birkaç kişi Kütahyaya karşı büyük sevgi ve bağlılığını öğrendiğimiz Zonguldak liman inşaatı gibi büyük işler alan “ARI İNŞAAT” şirketinin sahibi Halit Arıoğul ağabeye gittik ve durumu anlattık.Çok ümitli olmamıza rağmen, merhum Halit ağabey bize “10 para vermem kaç kez geldiler yardım ettim, parayı alıp gittiler”dedi.Bizde bu sefer bizim niyetimizin ciddi olduğunu,bir dernek kuracağımızı söyleyerek ayrıldık.Sonradan kendi aramızda yaptığımız durum değerlendirmesinde,Halit Arıoğul’un bahsettiği ,bizden evvelki girişimlerin hep üniversite öğrencileri düzeyinde kaldığı onlarında mezun olup gitmeleri ile sönüp bittiği kanaati uyandırdı.Bu sebeple dernek kurarken hayata atılmış iş güç sahibi büyüklerimizle kurmağa karar verdik.Böylece derneğimiz hem güvenirliliği ve hemde devamlılığı sağlanmış olacaktı.Bu karara vardıktan sonra tesbit etmekte bulunduğumuz İstanbuldaki isim ve adres çalışmalarına hız verdik.Böylece her geçen gün büyüyen bir liste ortaya çıktı.Kendileri ile konuştuğumuz büyüklerimiz,ağabeylerimiz bizleri çok sıcak karşılıyarak tebrik ve teşekkür ediyorlardı.Biz bu arada dernek kurucu üyesi olarak kimleri belirliyeceğimizin çalışmalarını da yapıyorduk.Öğrenci olarak yalnız değerli arkadaşım Avukat Zeki Özker ve ben görev alacaktık.Böylece ,dernek “müteşebbis heyeti” şekillenmiş oldu.

-Halit ARIOĞUL : İnşaat Mühendisi Arı İnşaat Şirketi sahibi
-Dr. Ferruh Ergene : Başhekim (Eyüp Dispanseri)
-Abdullah Büyüköğüt : Kimya Mühendisi,Beykoz deri fabrikası
-Mustafa Arıkök : İstiklal caddesi Azim Çini mağazası yöneticisi
-Prof.Dr.Oktay Aslanapa : Edebiyat fakültesinde hoca (o zaman doçent)
-Zeki Özker : Avukat (o zaman öğrenci)
-Mustafa Peçen : Avukat (o zaman öğrenci)

Derneğin tüzüğünü Zeki Özker ile ben yazarak Eminönündeki seyyar bir arzuhalciye daktılo ettirdik.Yukarıda isimleri yazılı ağabeylerimize de imzalattırarak 1951 senesi ekim ayında İstanbul Emniyet Müdürlüğüne verdik.Böylece derneği “Kütahyadan Yetişenler Derneği” ismi ile kurmuş olduk.O zaman Eyüp Dispanserinde çalışan ve Laleli Camiinin karşısında ana cadde üzerindeki bir evde oturan Dr.Ferruh Ergene ve değerli eşleri Leman hanım kuruluş çalışmalarında bize çok yardımcı oldular.Kütahyadan da benim yakın komşum olan merhum Dr.Ferruh Ergene ve muhterem eşlerini buradan rahmet ve hürmetle anıyorum.Gece ve gündüz evleri bizlere daima açıktı.

Aynı şekilde o çalışma ortamında ,İstiklal caddesinde tünele yakın bir yerdeki Azim Çini mağazası işletmecisi olan Mustafa Arıkök ağabeyimizinde bizlere büyük yardımları olmuştur.İşyerini,telefon ,yazışma gibi işlerimizde bir irtibat bürosu gibi kullanıyorduk.Tüzüğü yetkili mercilere vererek Derneği resmen kurmuştuk ama asıl sorunlar bundan sonra başlıyordu.Derneğimizin başarılı ve uzun ömürlü olması , büyüklerimizin,ağabeylerimizin derneğimizi benimseyip katılmalarına bağlı idi.Parasız ,pulsuz kurduğumuz derneğimizin yasal defterlere ,üye kayıt defteri makbuz vs. gibi matbu evraklara ihtiyacı vardı.Bütün bunları,o tarihlerde Divan Yokuşunda matbaası bulunan Talat Altunlu isimli hemşehrimiz bedava olarak temin etti.

Kurucu hey’et olarak yaptığımız görev taksiminde Halit Arıoğul başkan ,Ferruh Ergene Başkan vekili Mustafa Peçen yani ben sekreter ,Zeki Özker muhasip olarak görev almıştık. Her ne kadar emniyete verdiğimiz beyannamede dernek merkezi olarak Dr. Ferruh Ergene’nin Lalelideki ev adresini vermişsekte derneğin toplanıp oturabileceği belirli bir yeri yoktu.Bu sebeple sekreter olarak derneğin defter,makbuz ve evraklarını ben çantamda devamlı yanımda taşıyordum.Çünki dernek yönetim kurulu toplantılarını daima saat 20.00 den sonra yapıyorduk.Zira çalışan ağabeylerimizin özelliklede Abdullah Büyüköğüt ağabeyin Beykozdan gelmesi saat 20.00 yi buluyor,hatta geçiyordu.Toplantılarımız Beyazıttaki Küllük kahvesi,Marmara talebe lokali,Eminönü Borsa kıraathanesi gibi genel yerlerde yapıyorduk.Bu sebeple defter ve belgeleri ben daima çantamda taşıyordum.Toplantıda alınan kararları deftere yazarken daima en son madde olarak bir dahaki toplantının ne zaman ve nerede yapılacağı hususunda mutabakat sağlayıp yazdıktan sonra imzalatıyordum.Eğer bir kopukluk olursa ondan sonra toplanmak çok zor oluyordu.Çünki bu günki gibi cep telefonu değil doğru dürüst telefon irtibatı dahi yoktu.1952 yılı ilk aylarında ; İstanbuldaki hemşehri isim ve adres tesbitleri bizleri çok memnun eden rakamlara ulaşmıştı.Bu adresleri birbirine yakınlık durumlarına göre guruplara böldük,böylece yeni listeler ortaya çıktı.Öğrenci arkadaşlarımızı gidebilecekleri semtlere göre görevlendirip bu listeleri dağıttık.Ben,şahsım;Topkapıdan başlayıp salıpazarına kadar uzanan 30 kadar adresle temas görevini üstlendim.Tabii adresler tek bir şerit halinde olmayıp birçok sokaklara girip çıkmayı gerektirdiğinden bir vasıtamızda olmadığından,Topkapıdan başlayan adres ziyaretlerim akşama kadar sürmüş ve kelimenin tam anlamı ile tabanlarım kabarmıştı.Bütün arkadaşlarımız ziyaret ettiğimiz adreslerdeki büyüklerimize,derneğin kurulduğunu anlatıyor üye kayıt beyannamesi veriyor,ayrıca veren olursa makbuz karşılığı aidat tahsilatı yapıyorduk.Hepsinden önemlisi hatırladığıma göre 10 Mart 1952 günü Beyazıttaki talebe lokalinde tertiplediğimiz toplantıya davet ediyorduk.10 Mart 1952 günü Marmara talebe lokalinde tertiplediğimiz toplantıya ,kendilerini davet ettiğimiz hemşehrilerimizin tamamına yakını katıldı.O günkü manzara görülmeye değerdi.Senelerdir birbirini görmeyen , hatta birbirlerinin İstanbulda bulunduğundan dahi haberi olmayan hemşehrilerimiz sarmaş dolaş oldular,manzara tek kelime ile harika idi.Bu son derece muhteşem ve duygusal ortamda kaydolmamışların hepsini üye kaydedip aidat ve birazda teberru aldık.Zira kurucu heyette Zeki ve ben hariç diğerlerinin meslek sahibi ve kariyeri bulunan onurlu kimseler olması,derneğe karşı büyük bir güvence sağlamıştı.Toplantıda konuşanların hepsi bizlere teşekkür ediyor ve bir çok dilek ve temennide bulunuyorlardı.Ancak, hepsinin müştereken üzerinde durduğu tek konu en kısa sürede bir Kütahya gecesi tertiplenmesi idi.Bu büyük istek üzerine henüz toplantı dağılmadan Cevdet Dayıoğlu ile ben Kütahya rezervasyonu için Beyoğluna çıkmaya karar verdik.Ancak kapora isterlerse yanımızda fazla para yoktu.Bunu söyleyince Halit Arıoğul’un küçük kardeşi Bekir Arıoğul alın size 250 lira ama bunu size ödünç veriyorum dedi.Biz parayı alıp Beyoğlu Tokatlıyan (Konak) oteline gittik.Otelde Nikola isimli şahısla konuştuk.Kendisine Kütahya gecesi yapmak için gün istediğimizi söyleyince ,Nikola biraz müstehzi kendi şivesiyle “ hiç duymamıştım böyle bir gece” dedi.Bizde tabi duymazsın çünki ilk defa oluyor,bundan sonra duyarsın dedik.Nikola ile pazarlık yaparak neler verecekleri hususunda anlaştık.,ancak Nikola “en az 300 kişi garanti isterim,yoksa bu parayı alırım bunu anlaşmaya yazacağım “dedi.Cevdet Dayıoğlu hemen atıldı,ne 300 ü yahu en az 1000 kişi getireceğiz deyince Nikola iddiaya varmısın dedi.Ancak ben Cevdet’in eteğinden çekerek iddiaya mani oldum.Nikola 500 lira kaparo istedi,bizde şimdilik yanımızda 250 lira var diyerek ,Bekir Arıoğul abiden aldığımız parayı verip 3 Mayıs 1952 günü Kütahya gecesi yapmak üzere anlaşma imzalayarak Marmara talebe lokaline döndük.Artık iş ciddiye bindiği için gece çalışmalarına başladık.Biz İstanbulda temas ve çalışmalar yaparken Zeki Özker ve Cevdet Dayıoğlu ile Mustafa Arıkök , Kütahya ve Ankaraya gittiler. Kütahyada Vali Haluk Nihat Pepeyi,Belediye Başkanı Mehmet Özbilen,Ticaret odası başkanı İzzet Işıklı ve diğer yetkililerle ,ayrıca Ankara’da Milletvekilleri ve özellikle Cumhurbaşkanının damadı olan Dr. Ahmet İhsan Gürsoy aracılığı ile Cumhurbaşkanı Celal Bayar ile görüşüp ,yapılacak olan Kütahya gecesi ve Kütahya öğrenci yurdu üzerinde temaslarda bulundular.3 Mayıs 1952 günü yapılacak olan Kütahya gecesi ilk olduğundan dernek bünyesinde olduğu kadar resmi,özel her kesimde büyük ilgi uyandırmıştı.Gece için Kütahya’dan folklor ekipleri hazırlandı.Kütahyada görevli öğretmenler Hayriye hanım ve Ahmet Akalın bey (müzik konusunda) öğretmen Tabende Turgay ve beden eğitimi öğretmeni Neriman Berkel Kütahya Kız Meslek Enstitüsünden oyunları ile türküleri ile kız folklor ekibini hazırladılar.Ayrıca,Hisarlı Ahmet (Ahmet İnegöllü) ,Terzi Sadık Türk,Kambur Celal,Aşık Ömer,Hakkı Özevren,Osman Oryaşın gibi ustaların ve Fındık Hüseyin ile arkadaşlarının katıldığı erkekler ekibi devamlı çalışmalarla geceye hazır hale getirildi.İstanbula gelen ekiplerin barınma ve yemek işleri ile İstanbulu gezebilmeleri derneğimizce organize edildi.Gece çok büyük bir katılımla ,bütün beklentilerin üstünde son derece coşkulu ve muhteşem oldu.Konak otelinin ana salonu dışındaki bütün salonları geceye tahsis edilmesine rağmen davetlileri ancak yerleştirebildik.Geceye Kütahyadaki hanımların sandıklarındaki birbirinden değerli tarihi kıyafetleride getirilmişti. Pek çok kızlar ve hanımlar ağır elbise dediğimiz bu kıyafetleri giydiler.Vali Haluk Nihat Pepeyi’nin hanımıda ağır elbise giyenlerin arasında idi.Bu gece ile ilgili pek çok renkli hatıralar var ama tarihçe başlığı altında özel konulara girmek istemiyorum.Gece bölümünü noktalarken sadece bir tanesine değineceğim.Gece sabaha karşı 3-4 civarında bitmişti.Ancak o günki duruma göre haliç köprüsü açık olduğundan karşıya yani Eminönü tarafına gideceklerin köprünün kapanacağı saat 6 yı beklemeleri anons edildi.Bizde ;ben,Cevdet Dayıoğlu,Zeki Özker Otel müdürü Nikol’ün odasına hesap kesmeye gittik.Tabii gece çok güzel geçtiği için sevinçli idik.Nasıl mösyö Nikol dediğimizde ,vallahi çocuklar seneler var böyle gece görmedim dedi.Bende kendisine 300 kişi için Cevdetle bahse girecektin ben mani oldum,seni büyük bir badireden kurtardım.Cezanı çek dedim.Oda bize çeşitli yiyecek,içecek ikramlarında bulundu.Kütahya geceleri bundan sonra hemen ,hemen her sene bir İstanbul bir Ankarada olmak üzere uzun yıllar devam etti,halada etmektedir.10 Mayıs 1952 günü İstanbul Aksaraydaki çiçek pasajı salonunda kurucu heyetin tertiplediği ilk genel kurul toplantısı yapıldı.O tarihte Uşak Kütahyanın kazası idi.Bu toplantıya katılan Uşaklı arkadaşlarımızdan bir tanesi sonradan çok değerli bir Prof.dr. olan sınıf arkadaşım merhum Orhan Ciğeroğlu idi.Derneğin ismini eleştirdiler ve “Kütahyadan” tabiri sadece merkezi anımsatıyor,bütün ilçeleri kapsamıyor,bu itibarla isim “Kütahya İlinden Yetişenler Derneği” olsun dediler.Bu talep kabul edildi ve derneğin ismi böylece değiştirildi.Ama iki sene sonra 1954 de Uşak Kütahya’dan ayrılarak ayrı bir il haline geldi.Buna rağmen o tarihe kadar doğan Uşaklıların cüzdanlarında doğduğu il Kütahya olarak kayıtlı bulunduğundan ,dernek tüzüğüde üye olma ve yararlanma için Kütahya doğumlu olmayı öngördüğünden, isteyen Uşaklıların genede dernekle ilgilerini devam ettirildi.

İsmi “Kütahya İlinden Yetişenler Derneği “ olan derneğimizin tüzüğüne uygun olarak şube açılabilecekti. 1952 de Kütahya’daki “Okutma Derneği” başkanlığını sayın Hüsnü Kişioğlu’dan devralan arkadaşım Zeki Özker ayrıca “Kütahya İlinden Yetişenler Derneği” Kütahya şubesini kurdu.Bilahere ,yasaya uygun olarak her iki derneğin kongreleri yapılarak,Okutma Derneğinin feshi ve kiyd ile birleşmesi hukuki yoldan gerçekleştirildi.Zeki Özker KİYD Kütahya şubesi başkanı oldu.1955 de Genel Merkezin Kütahya’ya nakline İstanbuldaki arkadaşların İstanbul Şubesi olarak çalışmalarına karar verildi.Bundan sonra Derneğimizin,Kütahyanın hemen bütün ilçelerinde ,Ankarada ,İzmirde,Antalyada şubeleri açıldı.Bunlardan en önemlisi Ankara şubesidir. Bu sebeple ,Ankaradaki çalışmaları ve derneğin oluşumuna kısaca değinmek istiyorum.Bu konuya,başından beri işin içinde bulunan değerli arkadaşım merhum Mehmet Ersoy’un el yazısı ile hazırlayıp bana verdiği notlardan yararlanarak ve ara sıra bizzat kendi cümlelerini kullanarak anlatacağım.

İstanbul’daki dernek çalışmalarına paralel olarak Ankara’da da kıpırdanmalar ve çalışmalar başlamıştı.

O tarihlerde Ankara’da,bazı bürokratlar ve milletvekilleri ailelerinden başka Kütahyalı pek yok gibiydi.

Bu sebeple Ankara’ya inince Ulustaki Doğan Oteline yerleşen Kütahyalı gençler devamlı olarak otelde kalamayacakları gibi,öğrenciye ev verilmediğinden kiralık ev bulmakta zorlanıyorlardı.Kendilerine, milletvekilleri ile o tarihlerde Ankarada bulunan hemşerilerimiz H.İbrahim Ilıcasu,Dr.İhsan Şahinalp, Bekir Canip Çağdaş,İhsan Altuğ gibi şahıslar ilgi gösteriyorlardı.

Kütahya’da görev yapmış harp okulu komutanlığından emekli Albay Sadık Atak’ ın çok yakından ilgilendiğini öğrenince,Mehmet Ersoy ve arkadaşları bu zatın evine ziyarete giderler yapılan görüşmelerden sonra 1953 yılında: Kütahya Yüksek Tahsil Gençliği Yardımlaşma Derneği ismiyle bir dernek kurarlar.

Derneğin kurucuları : Sadık Atak,Cengiz Tuğcuoğlu,Rüştü Kara’a, Metin Perkit,Mehmet Alanyalı,Yılmaz Şahinalp ve Mehmet Ersoy’dan müteşekkildir.

Başkanlığı Sadık Atak kabul eder ve Sadık Atak’ ın evinide dernek merkezi olarak gösterirler. Ankarada yerleşik Kütahyalı sayısının azlığı nedeniyle Kütahya ile irtibatı olan Kütahyada okumuş olan,Kütahyayı seven herkesi üye yapmaya başlarlar.Bunlardan biriside avukat Orhan Cevdet Kural dır.Bu zat yazıhanesinin bir odasına derneğe tahsis eder ayrıca Dernek Başkanlığını da üstlenerek 1956 dan itibaren daha aktif bir çalışma ortamına girerler.

1957 den itibaren o zaman ki milletvekilleri Sayın dr. Ahmet İhsan Gürsoy , S.Suriri Nasuhoğlu , Kemal Özer , Mehmet Diler , İrfan Haznedar ve İbrahim Germiyanoğlu’nun yoğun ilgileriyle yurt yapmak için bir arsa sağlanır ve Cumhurbaşkanı’nın himayelerinde bir Kütahya gecesi yapılarak hatırı sayılır bir gelir elde edilir.

Ancak bu güzel çalışma ve gelişmeler 27 Mayıs 1960 Harekatı ile sekteye uğrar ve yardım kaynakları da kurur.

Şimdi Mehmet Ersoy’un bizzat kaleme aldığı cümleleri aynen kaydediyorum “Bu sıralarda,Kütahya İlinden Yetişenler Derneği’nin kurulduğundan, İstanbul’da bir şubesi olduğundan haberdardık. O zaman ki ulaşım ve iletişim zorlukları sebebi ile işbirliği yapamıyorduk. Bekir Avlupınar , Abdurahman Kara’a , Mustafa Peçen , Bahaddin Ablum , Mustafa Arıkök , Rıfat Çini , Selahaddin Domaniç , Burhanettin Özkul gibi birçok ağabey ve dostlarımızın bu faaliyetlerin içinde olduğunu biliyor ve birleşme teklifi alıyor bizde bu ihtiyacı hissediyorduk. Ancak, yıllarca uğraşıp didinerek elde ettiğimiz imkanların Genel Merkezce başka yerlere aktarılmasından endişe ediyorduk. O sıralarda Kütahya Valisi olan Ertuğrul Süer ; hizmet kapasitesi yüksek fakat, sert ve despot bir zat idi ama iyi niyetli ve çalışkandı, Abdurahman Kara’a genç enerjik ve cesur bir belediye başkanı, Bahaddin Ablum iyi yetişmiş bir idareci, mahalli idareler ve dernekler konusunda uzman olmasına rağmen belediye reis muavinliğini deruhte etmekte idi. Ertuğrul Süer ve Bahaddin Ablum Beyler Ankara’ya geldiler.Vali Bey tek kelimeyle “Birleşeceksiniz.”dedi. Biz “Ankara imkanlarının Ankara’ya sarfedileceği konusunda teminat isteriz” dedik.Vali Bey “Teminat benim” cevabını verdi.Biz “Valilik geçici bir makam, bugün Kütahya’nın yarın başka bir yerin, biz statüde teminat istiyoruz”cevabını verdik. Ertuğrul Süer bütün heybet ve şiddeti ile“Kalk gidiyoruz Bahaddin, siz de yok olup gideceksiniz”diyerek ayağa kalktı. Biz 5 dakika müsaade isteyip kısa bir toplantı yaptık, teklifi kabul ettik, Bahaddin Beyle hukuki prosedürünü uygulayarak 1961 yılında, Kütahya Yüksek Tahsil Gençliği Yardımlaşma Derneğini fesh edip, KİYD Ankara Şubesini açtık. Vali Ertuğrul Süer ve yukarıda isimlerinden özellikle bahsettiğim değerli arkadaşlar sözlerini tuttular, Ankara’nın temin ettiği imkanların üstüne kattılar, Ankara Yurdunun yapılmasında maddi manevi büyük destek sağladılar. Merhum Mehmet Ersoy’un sözleri ile Ankara Şubesinin açılışını böylece tamamlamış oluyoruz. Ancak, Ankara bahsine son vermeden önce Ankara yurdundan kısaca bahsedelim.

Aşağıda anlatacağım İstanbul Yurdunun yapılışı ve açılışından sonra derneğimiz bu konuda daha deneyimli olarak Ankara yurdu için Kütahya özel idaresi ile temaslara girişti.Millet vekillerimizin ve bir kısım üst düzey bürokratın Ankara’da olması bu konuda büyük kolaylık sağladı. Böylece; projesi tam bir yurt binası olarak hazırlanmış aynı çatı altında olmasına rağmen giriş ve kullanımları ayrı ayrı olmak üzere erkek ve kız öğrenci yurdu ve aynı zamanda dernek idare merkezi olarak kullanılan çok büyük ve güzel bir bina inşa edildi.İçcebeci’deki arsa üzerinde yapılıp 1966 tarihinde hizmete açılan bu bina derneğimiz de Ankara’da okuyan öğrencilerimiz için bir yuva oldu. Ancak mülkiyeti il özel idaresine ait olduğundan bu bina maalesef o zaman ki valimiz Saner Arman tarafından 1983 de dernek hiçe sayılarak Kredi ve Yurtlar Kurumuna mülkiyet olarak devredilmiş, üstelik büyük rakamları bulan su ve elektrik borçları da icra takibi yapılmak suretiyle dernek genel merkezinden tahsil edilmiştir.Bu parayı ödeye bilmek için yardım kampanyası açmak zorunda kaldık. Bu durumdan Mehmet Ersoy rahmetliyi sevince boğan Ankara Yurtları elimizden çıkmış ve Ankara’da ki öğrenciler gene mağdur duruma düşmüş oldu. Ancak,Ankara Şubemiz tamamen yersiz yurtsuz bırakılmadı.Ankara’da Dr. İhsan Şahinalp ağabeyimizin kurucusu ve başkanı bulunduğu Saralılar derneğinin Necati Bey Caddesinde bir apartman dairesi vardı. Artık fonksiyonu kalmamış olan derneğin bu binası Kütahyalılar Lokali gibi kullanılıyordu. Merhum Dr. İhsan Şahinalp hemşerimizin kabul etmesi üzerine, o tarihte iç işleri bakanlığı hukuk müşaviri olan merhum Bahattin Ablum’un organizesi ve çalışması ile önce Saralılar Derneği tüzüğü değiştirilerek derneğin feshi halinde emvalinin KİYD de kalmasını sağlayacak bir hüküm getirildi. Daha sonra dernek fesh edilerek binanın mülkiyeti KİYD’ e geçti. Daha sonra bir komşunun talebiyle binanın arka cephesinde ve daha küçük olan dairemizin ön cephede ve daha büyükçe bir daire ile trampası sağlandı.Derneğimizin faal bir Şubesi olan Ankara Şubemiz halen bu apartman dairesini dernek merkezi ve lokal olarak kullanıyor.

Ankara Şubemiz ile ilgili bu bölümü böylece tamamladık.Şimdi tekrar 1952 yılına yurt çalışmalarına dönmeden önce yönetim kurulu üyelerini tanıtmak istiyorum.

1.Halit Arıoğul: Kütahyalı Y.İnşaat Mühendisi, Zonguldak liman inşaatı gibi büyük projelere imza atan Arı İnşaat Şirketinin kurucusu ve sahibi Kütahya’ya ve özellikle üniversite gençliğine karşı büyük sempatisi bulunan ve gerek dernek gerekse İstanbul Yurdu bina inşaatına büyük katkıları olan çok değerli bir ağabeyimiz idi. Aradan geçen bunca zaman sonra açıklamakta mahsur görmüyorum.Merhum Halit ağabey kimseye duyurmadan ve bir kaydı da tabi olmayan İstanbul Yurdu’nda 8-10 öğrenciye yardımda bulunurdu. Her ay yurda gelir öğrencileri çağırıp kimseye göstermeden bizzat kendi eliyle paralarını verirdi.

2.Dr. Ferruh Ergene: Kütahyalıdır. Mecidiye Mahallesinde bizim yakın komşumuz idi. O tarihlerde Eyüp Hastanesi Başhekimi olan bu ağabeyimiz dernek kurulmadan önce, kuruluş safhasında ve kurulduktan sonra maddi manevi büyük katkılarda bulunmuş Laleli Camisi karşısındaki evini her zaman bize açmıştı.

3.Mustafa Arıkök: O tarihlerde İstiklal Caddesi’nde tünele yakın bir mahaldeki Azim Çini Mağazasında yönetici olan bu ağabeyimiz çok samimi bir Kütahya severdi.Kendisi şimdi ilçe olan Şaphanedendi. Dernek çalışmalarında büyük fedakarlıkları vardı.Çok duygulanır , konuşurken , konuşmaları dinlerken ağladığı olurdu.

4.Abdullah Büyüköğüt: Kütahyalı ve kimyager olan bu ağabeyimizde candan ve samimi hemşerimizdi.Kuruluş çalışmalarında görevli bulunduğu Beykoz Deri Fabrikasından gelerek katılır.Kızıl topraktaki evine gece yarısı anca gidebilirdi. Çok sonraları ; başbakanlık yüksek denetleme kurulu üyesi olarak denetlemek için Kütahya Azot İşletmelerine gelmiş bende orada hukuk müşaviri olduğum zaman buluşup uzun uzun sohbet etmiştik.

5.Prof. dr. Oktay Aslanapa: O tarihlerde doçent olarak İstanbul Edebiyat Fakültesinde çalışan daha sonra sanat tarihi dalında değerli bir profesör olarak yurt içi ve yurt dışından pek çok çalışmalara katılan bu saygın ağabeyimiz, yoğun işleri arasında fırsat buldukça dernek çalışmalarına da katılmıştır.

6.Avukat Zeki Özker: Dernek kurulurken kurucular arasında o tarihte öğrenci olan ikinci arkadaşımızdır.O zaman benimle birlikte İst. Hukuk Fakültesi öğrencisi olan bu değerli arkadaşım derneğin kuruluş öncesi kuruluş safhası İstanbul yurtlarının yapımında ve daha sonra bugüne kadar derneğe çok büyük katkılarda bulunmuş ve pek çok çalışmalar yapmıştır.

7.Avukat Mustafa Peçen: Yukarıda da değindiğim gibi Zeki Özker arkadaşımla birlikte çalışan ikinci genç ve talebe yönetim kurulu üyesi de ben idim.

Görüldüğü üzere bizim dışımızdaki kurucu yönetim kurulu üyelerimiz evli çoluk çocuk sahibi kendini kanıtlamış,hayattaki başarıları ile belirli noktaya gelmiş,iş ve meslek sahibi değerli kişilerdi.İşte bunları bir araya getirip dernek çalışanlarına yönlendirebilmek aktiviteyi sağlamak basit bir deyimle dinamo görevi Zeki ile bana düşüyordu. Yasaya göre kurucu heyet (eski deyimle müteşebbis kurul) görev taksiminde Halit Arıoğlu başkan , Dr. Ferruh Ergene 2. başkan , Zeki Özker veznedar , ben katip olarak görevlendirildik.Kurucu üyelerimizden sayın Prof. Dr. Oktay Aslanapa , Avukat Zeki Özker ve Avukat Mustafa Peçen dışındaki 5 kurucumuz maalesef vefat etmişlerdir.Bu vesile ile kendilerini rahmet ve hürmet ile anarız. Bilindiği gibi dernek kurmaktaki ana amacımız ilimiz için yurtlar yaptırmak ve Kütahyalı öğrencilerin okumalarına yardımcı olabilmekti. Bu sebeple dernek yönetim kurulu olarak çalışmalarımızı bu yöne tahsil ettik diğer vilayet yurtlarını o illerin özel idareleri yapmış olduğu için bizde Kütahya Valiliğini ikna etmek üzere Kütahya’ya geldik. Zeki Özker ve ben başımızda Mustafa Arıkök ağabeyimiz olmak üzere 3 kişi zamanın valisi Haluk Nihat Pepeyi’nin huzuruna çıktık. Vali bize ertesi gün yapılacak olan il genel meclisine katılmamız halinde konuşma imkanı vereceğini söyledi. Ertesi gün Kütahya İl genel meclisi toplantısına katıldık ve bize konuşma imkanı verildi. İstanbul’daki öğrencilerin yurt ihtiyacından , derneğimizin çalışmalarından bahisle İstanbuldaki bir çok il yurtlarının hepsini o illerin özel idarecilerince inşa edildiğini anlatarak Kütahyalı öğrenciler içinde özel idarelerimizin İstanbul’da bir yurt binası yaptırmasını talep ettik. O tarihte il genel meclisi üyesi olup sonradan milletvekilliği de yapan Ali Galip Bubik bizim konuşmalarımızı cevaplandırmak üzere söz isteyip “Birkaç arkadaş gelmiş bize İstanbul’da yurt yapıverin diyorlar, niye ve kime yapıvereceğiz, teminatları ne ? hiç , gerçi bir dernek kurmuşlar ama ne varlık göstermişler. Böyle şey olmaz, önce kendileri ellerini taşın altına soksunlar. İstanbul’da yurt yapılmak üzere bir arsa satın alıp Kütahya özel idaresi adına tapuya tescilini sağlasınlar, bizde bu arsa üzerine yurt yaptırmaya söz verelim” dedi. Alkışlarla karşılanan bu konuşma üzerine artık bizim daha fazla yapacak bir şeyimiz kalmadığı için İstanbul’a dönerek durumu yönetim kuruluna anlattık ve arsa temini çalışmalarına başladık. Bu meyan da gece çalışmalarından elde ettiğimiz gelirlerimizle Fatih Halıcıoğlu Caddesin’nde tek katlı köşede beton bir ev kiraladık. 5-6 arkadaşımız pansiyon gibi orada kaldılar. 1952 senesindeki kısa süreli bu pansiyon binasından sonra Çarşı Kapıdan Yeni Kapıya inen Azak Yokuşu Tiyatro Caddesinde 13 numaralı 3 katlı ahşap fakat kullanılabilir durumdaki konağı kiraladık. Ancak bu boş binayı yurt yapabilecek hiçbir malzememiz yoktu.O zaman zannederim Kızılay Yönetiminde olan milletvekilimiz dr. Ahmet İhsan Gürsoy’un yardımıyla açılır kapanır tek kişilik bezli somyalar , battaniye , yatak , yastık , çarşaf gibi bütün ihtiyaçlarımızı Kızılay verdi. Böylece İstanbul’daki yurt binası yapılıp 1962 de açılıncaya kadar şimdi değişik mesleklerde çalışmakta veya emekli durumunda bulunan 50 kadar arkadaşımız bu yurtta kaldılar. Bu yurt senelerce 50 civarındaki genç hemşerimize hizmet verdi. Yeni yurt için arsa alma çalışmalarına tabi önce arsa aramakla başladık.Büyüklerimizin, ağabeylerimizin çevrelerinden yararlanarak yaptığımız araştırmalarda bugün halen üstünde Kütahya Erkek ve Kız öğrencilerinin bulunduğu Aksaray Katip Kasım Mahallesi Kızıltaş Sokaktaki arsayı belirledik. Belediyeye ait olan bu arsanın satın alınabilmesi bizim için çok uzun ve yorucu çabayı gerektirdi. Arsanın satın alınabilmesi için bulunan formül o günkü ihale yasası kapsamından kurtulabilmek için 2 resmi daire arasında karşılıklı pazarlık suretiyle satılması şeklindeydi. Böylece dernek araya girmeden İst. Belediyesi ile Kütahya Özel İdaresi arasında satışın sağlanması gerekiyordu.. Bunun için de belediye öncelikle kendi karar organında adı geçen arsanın satışına karar verecek ardından Kütahya Özel İdaresine verilen anlaşma gereğince belirlenen fiyatla(14.000 TL) devrine rıza gösterecekti. Kısaca ifade ettiğim bu durumun sağlanması için büyük çabalar harcandı Ankara’ya kadar gidilip o zaman bakan olan Dr.Mükerrem Sarol’un (aslen Gedizlidir) devreye girmesi temin edildi.Bir yandan bunlar yapılırken bir yandan da aslında çok ucuz olmasına rağmen derneğin verilebilmesi imkanı olmayan arsa bedeli 14.000 TL’nin teminine çalışılıyordu. Çok az bir miktarı dernek kasasından olmak üzere gerisini Halit Arıoğul ağabey tamamlayarak para ödenip arsa Kütahya Özel İdaresi adına tescil edildi. Bunun üzerine tekrar Kütahya Valiliği ve İl Genel Meclisi ile temaslara girişilerek verilen söz gereğince dernek olarak biz, bize düşeni yaptık sıra sizde yurt binası inşasına başlanılsın dedik. Ama seneler seneleri kovalıyor bir türlü faaliyete geçilemiyordu. 1962 senesi nisan ayına gelindi o zaman Kütahya Valisi olan cesaret ve çalışkanlığı ile ünlü merhum Ertuğrul Süer nihayet nisan 1962 de güzel bir törenle İstanbul’da yurt binasının temel atılmasını sağladı.Tabi bu da kolay olmadı. Arsanın alınmasından sonra vilayet bütçesinin yetersizliği sebebiyle yurt inşaatına para ayıramıyorlardı. Valinin girişimi ile derneğin satın aldığı büyük arsanın yarısı Kütahya Özel idaresi tarafından satıldı. Temin edilen para ile geri kalan yarısına yurt inşasına başlanıldı. Arsa aslında çok büyüktü. Satılan bölümde şimdi şahıslara ait 2 büyük blok apartmanlar var. Satılan arsaların bedeli yine yetişmediği için tabi daha sonra vilayet bütçesinden de bir miktar katkı yapılmıştır. Ancak buna rağmen 4 katlı yurt binasının 3 katı yapılmış son katında parasızlık yüzünden inşaat durdurulmuştu. Dernek olarak biz acele ediyorduk. İnşaatın tamamlanması için o zaman İstanbul’da tuğla fabrikası bulunan merhum Talat Çini tuğlasını verdi. Halit Arıoğul ağabeyde para yardımı yaptı. Böylece binanın son katını ve çatısını dernek yaptırarak inşaat tamamlanmış oldu. Göründüğü gibi tapusu özel idarenin olmasına rağmen dernek yaklaşık olarak yurt binası maliyetinin ¾ ünü sağlamıştır. Bu itibarla İstanbul yurt binalarında derneğimizin ( eski hukuk tabiriyle ) hakkı kararı vardır. Yurtlar nisan 1962 de açılmıştır.

Tiyatro Caddesindeki kiralık ahşap yurt binasından itibaren senelerce Kütahyalı öğrenciler danışma,yol gösterme ve barınma bakımlarında bir yuvanın bir ocağın imkanlarından sıcaklığından yararlanmışlardır.Mahrumiyet zamanının sıkıntı ve ızdırabını çekmemiş olanlar yurtların sağladığı büyük imkanı pek algılayamamışlardır. Böylece bir kısmına bursta verilmek suretiyle bugün çoğunluğu emekli çapına gelmiş bulunan mühendis, doktor, hukukçu, öğretmen,siyasetçi vs. gibi Kütahyalının yetişmesinde derneğimiz dolayısıyla İstanbul ve Ankara’daki yurtlarımız büyük katkıda bulunmuştur.Derneğimizin İstanbul ve Ankara şubelerine yurtlar yapılırken genel merkezin bulunduğu Kütahya da durum nasıldı. 1955 yılında dernek genel merkezinin Kütahya da kurulması üzerine dernek için büyükçe bir mekan ihtiyacı ön planı çıktı. O tarihlerde 30 Ağustos İlkokulunun yanında Analca Mescidine kadar uzanan belediye dükkanları vardı. Bunların Analca Mescidi tarafındakilerinin üzerinde köşede büyükçe bir salon bulunuyordu.Bu salonun derneğe verilmesi için belediyeye baş vurduk.O zaman ki belediye başkanı değerli arkadaşımız Sezai Sarpaşar’ın büyük ilgi ve yardımı ile bu yer çok cüzi bir kira ile derneğe kiralandı.Aslında tahsis edilmiş gibi oldu.Sonradan burada şimdi TEDAŞ’ın bulunduğu belediye iş hanı yapılınca da 2.kattan eskisinden daha büyük bir bölüm derneğe kiralandı tabi kira bedeli oldukça azdı. İşte bu suretle derneğimiz genel merkezi yönetim hizmetleri her türlü toplantıları burada yapıldı.bu salonlar senelerce lokal hizmeti de gördü. Ancak daha sonra derneğimize ait bölümde dahil olmak üzere belediye işhanının üst katları TEDAŞ’ a satılınca derneğimiz bu yeri boşaltmak zorunda kaldı.kendimize uygun büyükçe bir yer bulamadık,bulup kiraladığımız dükkanlar gerekli çalışmalara elverişli değildi.derneğimizin devamlı üyeleri başka yerlere dağıldı.dernek büyük bir sıkıntı içine girdi. Bu durum derneğimizin kendisine ait bir binasının olması düşüncesini ve bir an evvel bu işin gerçekleştirilmesi ihtiyacını iyice arttırdı.bu sebeple çalışmalara başladık ve bugün dernek merkezi yurt,lokal ve dükkanlarının bulunduğu arsanın belediyeye ait olduğunu belirledik ve belediyeye başvurduk.o gün belediye başkanı olan değerli arkadaşımız H.İbrahim Özkaraca ve benimde üyesi bulunduğum belediye meclisinin anlayış ve yardımları ile bu arsayı belediyeden çok uygun bir fiyat ile satın aldık. Çok güzel bir uyum içinde çalışan dernek başkanı sayın Dr. Ahmet Özağarı genel başkan yard. Mehmet Özatik üyeler İsmail Eskici,Ahmet Buran,Mustafa Peçen, M.Kasım Kural,Ahmet Erdoğan, Süleyman Çankaya ve Dr. Zeki Coşkun hep birlikte yoğun bir çaba içine girdiler. Bugün şehrimizin en merkezi yerinde bulunan yurdu,idare merkezi,lokali,dükkanları ve salonları ile çok değerli bir külliye halindeki bu binamızın yapımında başkan Ahmet Özağarı ve meslekleri icabı İnşaat Mühendisi Süleyman Çankaya ile Makine Mühendisi M. Kasım Kural’ın kayda değer çalışmaları ile beraber tüm yönetim kurulu üyelerinin gayretleri ile tamamlanarak 20 Nisan 1996 tarihinde hizmete açıldı. Plan ve projesinden hafriyatına ve temelinden çatısına kadar bu eserin yapımında dernek kasasından çıkan para çok azdır.bu inşaat resmi ve özel pek çok kuruluşun ve çok değerli hemşerilerimizin büyük yardım ve katkıları ile tamamlanabilmiştir. Kuruluşundan bu yana 2006 tarihi itibariyle 55 yaşını tamamlamış bulunan derneğimiz merkezdeki tesislerle maddi imkanda kazandığından artık sıkıntıya düşmeden inşallah çok daha uzun yıllar hizmete devam edecektir. Maddi durumu iyi olanlar nasıl zekatını veriyorsa,sosyal çalışmalar yapmak,başkalarına yardımda bulunmakta insan sağlığı ve vücut tamamiyetinin bir zekatıdır kanaatindeyim. Derneğimizin kuruluş öncesinde,kuruluş safhasında ve bugünlere gelmesinde birçok zevatın büyük hizmetleri olmuştur.Metin içerisinde ilgileri dolayısıyla bunlardan kısmını ismen bahsettim.Tamamını yazmak mümkün olmasada önde gelen birkaç kişiden bahsetmek istiyorum.Bunlar merhum avukat Muammer Aydınol,Ali Mesut Erez ,Rıfat Çini,İsmail Arık,Kadir Atlım ve Mehmet Akbay gibi değerli arkdaşlardır.

Sonuç olarak hizmeti geçen tüm değerli zevata minnet ve şükranla anar ,vefat edenlere Allah’tan rahmet,hayatta olanlara sağlık ve uzun ömürler dilerim.
01.10.2006

Av. MUSTAFA PEÇEN
KURUCU ÜYE